Lütfi Bayraktar’ın “hükümet okullara gelsin dediği zaman topluca yürüyüş yaptılar” iddiası, tarihsel olayların farklı bir yorumuna dayanmaktadır. Bu iddianın doğruluğunu değerlendirirken şu noktalar öne çıkmaktadır:
Tarihsel Bağlam: Türkiye’de okullara güvenlik veya polis yerleştirilmesi (“okul polisi” gibi uygulamalar) geçmiş yıllarda da gündeme gelmiş ve eğitim sendikaları ile öğrenci grupları tarafından “okulların özgür yapısının bozulacağı” veya “ideolojik baskı oluşturulacağı” gerekçesiyle eleştirilmiştir.
İddia ve Gerçeklik: Bayraktar’ın bahsettiği “topluca yürüyüşler”, genellikle hükümetin güvenlik politikalarına veya okullardaki polis varlığına karşı yapılan protestolardır. Örneğin, 2015 yılında laik ve bilimsel eğitim için yapılan boykotlarda polisin müdahale etmesi büyük eylemlere neden olmuştur. Ancak bu eylemler “hükümet gelmesin” diye değil, okulların güvenlik adı altında “polis ablukasına” alınmasına veya eğitimdeki belirli politikalara karşı yapılmıştır.
Güncel Durum: Bayraktar’ın bu açıklamayı yaptığı Nisan 2026’da ise öğretmenler ve eğitim sendikaları, okullarda artan şiddet olaylarını ve saldırıları protesto etmek için Milli Eğitim Bakanlığı’na yürümek istemişlerdir. Yani bugünkü eylemler, güvenlik personeli eksikliğinden kaynaklanan şiddete karşı bir tepki niteliğindedir.
Özetle, Bayraktar geçmişteki “polis okuldan çıksın” taleplerini, bugünkü “okullarda can güvenliği sağlansın” talebiyle çelişkiliymiş gibi sunmaktadır. Geçmişte yürüyüşler yapılmış olsa da bunların amacı “hükümet gelmesin” demekten ziyade, polisin eğitim ortamındaki rolüne ve yöntemlerine karşı çıkmaktı.

